Uzun bir aradan sonra yeniden selamlar.
Soz verdigim gibi bebisler gelirken yasadigim deneyimlerden ozellikle kilo alimiyla ilgili olanlari paylasmak istiyorum.
Efe gelmeden once hayatima mutlu-mesut 'fazla kilolu' olarak devam ediyordum.Hep aklimin bir yerlerindeydi zayiflamak, hep niyet ederdim. Ama pazartesi sabah baslayip oglen diyetimi bitirirdim :) Hayatim boyunca 2 gunden fazla yedigime dikkat edebildigimi hatirlamiyorum. En az 5-6 kere lahana corbasi yapmisimdir, esim yemeklerden sonra birer tabak yiyerek corbayi tuketmistir. Yoksa ben kokusuna bile tahammul edemiyorum lahana corbasinin :)
Hamilelik girince araya butun diyet fikirleri rafa kalkti tabiki. Ayrica nedense kendimden cok emin bir sekilde hamileyken, neyden ne kadar istiyorsam yemem gerektigine inandim. Hamilelikle ilgili yuzlerce yazi okudugum halde bu beslenme konusu bir turlu kafama yatmadi. 'Hamileyken kesinlikle diyet yapmayin' fikrini ben iyice gelistirdim.'Hamileyken istediginden istedigin kadar ye' haline donusturdum.
Kafam kesinlikle cok rahatti. Oktay Usta'yi seyredip tepsi tepsi sekerpareler, revaniler yaptim, hepsini de iki kisi huplettik. Sagolsun Oktay Usta'nin programinda da surekli bu tarz tatlilar yapilir. Hatta hayatimda ilk kez 'yalanci baklava' bile denedim. Tam sonuca ulasabilmek icin 3 defa yaptim, yedik de yedik.
Bu bebekte oldugu gibi aserme, bulanti sorunum da olmadi, istahim iyice acikti, yediklerim yaradi da yaradi.Neden bilmem,' hamilelikte gelen kilolar, geldigi gibi gider' diye dusunuyordum, bu konuda fikrim cok sabitti.
Her doktora kontrole gidisimde 1 kilo almis oluyordum. Ama doktora 1 aydan daha kisa surede gidiyordum :) Toplamda 17 kilo aldim. Hamileligimi takip eden doktor da kilom hakkinda olumsuz gorus beyan etmiyordu.
Hamilelikte var olan gobegim, bebegin buyumesiyle fark edilmez oldu. Yani benim kilodan kaynaklanan gobegimle hamilelik karisti. Gonul rahatligiyla , gobegimden rahatsiz olmadan bir 4-5 ay gecirdim, bu da cok guzeldi.
Efe Turkiye'de dogdu. Hastanedeki doktorlar ve hemsireler 17 kilo almama sasirdi ve hatta beni ayiplar gibi konustular.Hala meseleyi anlayamamistim. Bir iki ay icerisinde bu kilolar gider nasilsa ,diye dusunuyordum.Kazin ayagi oyle degilmis :)
Efe'yi ilk 5.5 ay sadece sutle besledim. Sut vermek gercekten kilo vermeye yardimci oluyor. Dogumla birlikte 6-7 kilo gitmisti, bir iki hafta icerisinde de 4 kilo daha. Baktim kilolar gidiyor, verdim tatlinin gozune. Istedigimi yerim, nasilsa zayifliyorum diye dusundum :) Zayiflamak bir yana bilakis vermis oldugum 4 kilo ve dogumda giden 6-7 kiloyu bile geri aldim.Bu da bana ders oldu.
Bir dahaki bebekte, yani insallah bu sefer , avantajimi tersine cevirmeyecegim.Su anda yedigime az cok dikkat ediyorum. Dogumdan sonra da dikkatli olacagim ki, Efe'den kalan kilolar bile gitsin, en azindan bir kismi.
Bir sonraki yazimda, sutten dili yanmisin yogurdu ufleyerek yeme cabalarini paylasacagim
Daniel Efe
Saturday, June 21, 2008
Sunday, May 4, 2008
BIZDEN HABERLER
Daha once oldugu gibi guzel arkadasliginiz icin hepinize tesekkur ediyorum.
Blog alemine kisa bir sure once adim atmis olmama ragmen, beni de merak edip soruyorsunuz tesekkur ederim.
Cafe Gusto hemen ve dogru tahminde bulundu. Efe'ye insallah bir kardes geliyor. 26 Kasim'da aramiza katilacakmis insallah.
Efe istedigimiz bir bebek degildi ama istemedigimiz bir bebek de degildi. Acaba bizim cocugumuz olur mu diye merak ediyorduk, bir baktik Efe geldi. Yani bebek isteginin degil , bir merakin neticesinde dogdu, iyi de etti. Ama Efe'den sonra bir daha cocuk istemiyordum. Bu kararliligim pek kisa surdu. Cunku esimin kardesi yok, oglumuzun kardesi olsun istedik. Benim 3 kardesim daha var, esim onlarla bir araya geldigimizdeki eglencemize giptayla bakiyor.
Ikinci bebege karar vermemde diger bir etki de, Efe'de ogrendiklerim. 'ben bu isi kaptim' diye dusunuyor insan. Nedense de ogrendiklerini , tecrubelerini pratige dokmek istiyor. Aslinda sacma tabi, kime ne ispatlayacaksam.
Efe de cok hareketli, belki her normal cocuk kadar hareketli. Surekli onunla oyun oynamamizi, puzzle yapmamizi, ona kitap okumamizi istiyor. Bizden yuz bulamazsa kopege dar ediyor dunyayi. Bir kardesi olursa onunla ugrasir en azindan diye dusunduk. Zaten kardesi olmasinin guzeliklerini buyuyunce gercek anlamda hisseder.
Ilk hamileligim gayet kolay gecmisti. Hic bir sey hissetmiyordum, hayatimda bir degisiklik de olmamisti. Hatta doktora gittigimde hep soruyordum, 'orada gercekten bebek var mi?' diye. Pek inanmiyordum hamile olduguma. Zamanla hormonlar degisti, hersey degisti. Dogum yaklastikca, doktora her gittigimde bir agit tutturuyordum. Korkudan agliyordum :) Sonra Turkiye'de bir devlet hastanesinde dogdu Efe. Normal dogumla oldu ve epudral falan da verilmedi bana. Oyle korkulacak da bir sey degilmis. En korkulacak sey bebek bakmasi :) Soyle soyleyeyim, eger bir ay cocuga bakmayi mi yoksa her ay dogum yapmayi mi tercih edersin deseler, her ay dogumu tercih ederim :) Bebege bakmak bana o kadar agir geldi yani.
Dogum sonrasinda anne oldukca yorgun oluyor, belki de daha once hic olmadigi kadar yorgun ve dinlenmeye muhtac. Bununla beraber hic olmadigi kadar da dinlenemeyecek durumda kaliyor. Bebek surekli acikiyor, emzirilmediginde alti degistiriliyor, gazi cikartiliyor, kiyafetleri degistiriliyor, banyosu yaptiriliyor vs. Yani bir emzirmeden oteki emzirmeye kadar yine surekli bebegin isleri oluyor. Ama ben UYUMAK ISTIYORDUM. Oyle yastiga kafami koyunca uyuyamam, uyudummu da 8 saatten once uykumu alamam. Yani Efenin ilk 4-5 ayi perisanlikti benim icin. Dogum sonrasi depresyondan bahsediliyor, sanirim ben boyle bir sey yasamadim. Yani internette yazilanlari cizilenleri okudum, tvde doktorlari dinledim. Ben yorgunluktan oluyordum, yoksa cocugumu da seviyorum ona bakmayi da. Benimkisi katmerli yorgunluktu, depresyona girmeye imkanim yoktu :)
Simdi bakalim cok kurnazim ya, Efe'de tecrubelendim. Insallah kardesi olunca , kayinvalidemin basina yikilacagiz. Once ondan yardim kabul etmiyordum, karismasina izin vermiyordum ama simdi direktifleri verecem, sonra yatip uyuyacagim.
Bu hamileligimi de ilki gibi olur sandim. Hem cocuk hem kariyer yapacaktim. Son ana kadar calisirim diye de dusunuyordum. Ama evdeki hesap carsiya uymadi, en azindan bir sure icin. Bulantilarim ve akabinde cikarmalarim oldu. Neredeyse 4 kilo verdim. Yorgunluktan yataga yapistim.
Babamiz sagolsun cok dogrucu bir adam. Hamileyken bana kesinlikle farkli davranmiyor, zaten daha once de soylemistim, biz romantik bir cift degiliz. O yuzden iki canliyim diye ' aman sirtina yastik, ayagina patik' muhabbetine hic girmiyor esim. Hatta 'ben hamileyim' diye kafasina zorla sokana kadar , her aksam eve gelip, niye yemek yapilmamis diye posta koydu babamiz :) O anladi mi bilmiyorum ama sonunda benim bulantilarim bitti :) Nazimi ceken yok ama ben de ' degil mi ki hamileyim, eziyet etmeliyim' diyerekten sabah 5'te babamizi uyandirip muhtelif yiyecek maddelerinden istiyorum. Tabi hic birini de yerine getirmiyor. 'deli misin, uyu, ben sana yarin alirim' diyor ama unutuyor :)
Simdilik bu kadar, yeniden tariflerime donecegim insallah. Bir de gelecek sefere hamilelik ve kilo ile ilgili deneyimlerimi paylasacagim.
Insallah bebegimizi saglikli bir sekilde kucagimiza aliriz. Insallah bebek isteyen herkesin de gonlune gore verir Allah.
Blog alemine kisa bir sure once adim atmis olmama ragmen, beni de merak edip soruyorsunuz tesekkur ederim.
Cafe Gusto hemen ve dogru tahminde bulundu. Efe'ye insallah bir kardes geliyor. 26 Kasim'da aramiza katilacakmis insallah.
Efe istedigimiz bir bebek degildi ama istemedigimiz bir bebek de degildi. Acaba bizim cocugumuz olur mu diye merak ediyorduk, bir baktik Efe geldi. Yani bebek isteginin degil , bir merakin neticesinde dogdu, iyi de etti. Ama Efe'den sonra bir daha cocuk istemiyordum. Bu kararliligim pek kisa surdu. Cunku esimin kardesi yok, oglumuzun kardesi olsun istedik. Benim 3 kardesim daha var, esim onlarla bir araya geldigimizdeki eglencemize giptayla bakiyor.
Ikinci bebege karar vermemde diger bir etki de, Efe'de ogrendiklerim. 'ben bu isi kaptim' diye dusunuyor insan. Nedense de ogrendiklerini , tecrubelerini pratige dokmek istiyor. Aslinda sacma tabi, kime ne ispatlayacaksam.
Efe de cok hareketli, belki her normal cocuk kadar hareketli. Surekli onunla oyun oynamamizi, puzzle yapmamizi, ona kitap okumamizi istiyor. Bizden yuz bulamazsa kopege dar ediyor dunyayi. Bir kardesi olursa onunla ugrasir en azindan diye dusunduk. Zaten kardesi olmasinin guzeliklerini buyuyunce gercek anlamda hisseder.
Ilk hamileligim gayet kolay gecmisti. Hic bir sey hissetmiyordum, hayatimda bir degisiklik de olmamisti. Hatta doktora gittigimde hep soruyordum, 'orada gercekten bebek var mi?' diye. Pek inanmiyordum hamile olduguma. Zamanla hormonlar degisti, hersey degisti. Dogum yaklastikca, doktora her gittigimde bir agit tutturuyordum. Korkudan agliyordum :) Sonra Turkiye'de bir devlet hastanesinde dogdu Efe. Normal dogumla oldu ve epudral falan da verilmedi bana. Oyle korkulacak da bir sey degilmis. En korkulacak sey bebek bakmasi :) Soyle soyleyeyim, eger bir ay cocuga bakmayi mi yoksa her ay dogum yapmayi mi tercih edersin deseler, her ay dogumu tercih ederim :) Bebege bakmak bana o kadar agir geldi yani.
Dogum sonrasinda anne oldukca yorgun oluyor, belki de daha once hic olmadigi kadar yorgun ve dinlenmeye muhtac. Bununla beraber hic olmadigi kadar da dinlenemeyecek durumda kaliyor. Bebek surekli acikiyor, emzirilmediginde alti degistiriliyor, gazi cikartiliyor, kiyafetleri degistiriliyor, banyosu yaptiriliyor vs. Yani bir emzirmeden oteki emzirmeye kadar yine surekli bebegin isleri oluyor. Ama ben UYUMAK ISTIYORDUM. Oyle yastiga kafami koyunca uyuyamam, uyudummu da 8 saatten once uykumu alamam. Yani Efenin ilk 4-5 ayi perisanlikti benim icin. Dogum sonrasi depresyondan bahsediliyor, sanirim ben boyle bir sey yasamadim. Yani internette yazilanlari cizilenleri okudum, tvde doktorlari dinledim. Ben yorgunluktan oluyordum, yoksa cocugumu da seviyorum ona bakmayi da. Benimkisi katmerli yorgunluktu, depresyona girmeye imkanim yoktu :)
Simdi bakalim cok kurnazim ya, Efe'de tecrubelendim. Insallah kardesi olunca , kayinvalidemin basina yikilacagiz. Once ondan yardim kabul etmiyordum, karismasina izin vermiyordum ama simdi direktifleri verecem, sonra yatip uyuyacagim.
Bu hamileligimi de ilki gibi olur sandim. Hem cocuk hem kariyer yapacaktim. Son ana kadar calisirim diye de dusunuyordum. Ama evdeki hesap carsiya uymadi, en azindan bir sure icin. Bulantilarim ve akabinde cikarmalarim oldu. Neredeyse 4 kilo verdim. Yorgunluktan yataga yapistim.
Babamiz sagolsun cok dogrucu bir adam. Hamileyken bana kesinlikle farkli davranmiyor, zaten daha once de soylemistim, biz romantik bir cift degiliz. O yuzden iki canliyim diye ' aman sirtina yastik, ayagina patik' muhabbetine hic girmiyor esim. Hatta 'ben hamileyim' diye kafasina zorla sokana kadar , her aksam eve gelip, niye yemek yapilmamis diye posta koydu babamiz :) O anladi mi bilmiyorum ama sonunda benim bulantilarim bitti :) Nazimi ceken yok ama ben de ' degil mi ki hamileyim, eziyet etmeliyim' diyerekten sabah 5'te babamizi uyandirip muhtelif yiyecek maddelerinden istiyorum. Tabi hic birini de yerine getirmiyor. 'deli misin, uyu, ben sana yarin alirim' diyor ama unutuyor :)
Simdilik bu kadar, yeniden tariflerime donecegim insallah. Bir de gelecek sefere hamilelik ve kilo ile ilgili deneyimlerimi paylasacagim.
Insallah bebegimizi saglikli bir sekilde kucagimiza aliriz. Insallah bebek isteyen herkesin de gonlune gore verir Allah.
Saturday, April 12, 2008
CILEKLI PASTA

KEK MALZEMELERI:
* 1 + 1/2 su bardagi un (bir kac kere elenmis olursa daha iyi sonuc alinir)
* 1 tatli kasigi kabartma tozu
* 1 cay kasigi tuz
* 9 adet iri yumurta
* 1 + 1/4 su bardagi seker
* 125 gran eritilmis, sogutulmus tereyagi
* 1 tatlikasigi vanilya
YAPILISI:
* Yumurtalar sekerle yeterince kabarincaya kadar cirpilir. En az 7-8 dakika.
* Unun icine kabartma tozu ve tuz karistirilip tahta kasik yardimiyla yumurtalara yedilirilir.
* Sogutulmus tereyagi undan karistirilmadan once veya sonra eklenebilir.
* 175 derece firina pisirilir. Kurdan testiyle pisip pismedigini kontrol ediyoruz.
Bu pandispanya 9 yumurtali oldugu icin genis bir kalipta pisirdik. Bizim kullandigimiz kalip yuvarlakti ama baska sekillerde kaliplar kullanilabilir. Onemli olan genislik ve yukseklik ayarini tutturmak. Yani bu pandispanyayi dar ama uzun bir kalipta pisirip 5 kata ayirmak istesek iyi sonuc alamayiz. En fazla uc kata ayrilabilecek kadar buyuk bir kalipta pisirmek en uygunu olur. Ayrica bu pandispanya pek kuru bir olmadigindan yaspasta haline getirirken islatmaya gerek olmuyor.
PASTACI KREMASI MALZEMELERI:
* 3 iri yumurtanin sarisi (yumurtalar oda sicakliginda olmali)
* 1/4 su bardagi seker
* 1 su bardagi sut
* 1 + 1/2 yemekkasigi misir nisastasi
YAPILISI :
* Yumurta sarilari ile seker iyice cirpilir.
* Nisasta eklenir, o da yumrutali karisima yedirilir.
* Sut yavas yavas eklenir, karisim puruzsuz bir hale geldiginde orta ateste pisirilir.
* Pisirme suresince krema cirpici ile surekli olarak cirpilir.
* Krema ocaktan alindiktan sonra da bir kac dakika cirpilir, tencerenin isisiyla pismeye devam eden krema topaklanmasin diye.
CILEKLERIN HAZIRLANMASI:
* Cilekleri dilediginiz gibi dograyabilirsiniz. Dogranmis cilekler kullanmadan yarim saat once 1/3 su bardagi seker ve 1 tatli kasigi limon suyuyla karistirilir.
Pastamizi elimizdeki malzemeler dogrultusunda 2 kata ayirdik, aslinda 3 kat da olabilirdi. Araya pastaci kremasini ve cileklerin yarisini kullandik. Ustune ise herkesin bayildigi parmakla siyirip yemek istedigi kutu kremalardan kullandik. Bu krema hazir paketlerde satilan, sivi haldeki krema. Kremanin icinde seker yok o yuzden yemeklerde corbalarda kullanildigi gibi seker ilavesiyle pasta kremasi haline de gelebiliyor. Kremaya sekeri ilave etmek icin sefin sirlarina bir goz atiyoruz. Kremayi oncelikle ince telli bir cirpiciyla ya da mikserle cirpiyoruz , krema katilasmaya basladiginda seker ekliyoruz. Toz seker veya pudra sekeri olabilir. Sekeri ve kremayi goz karari kullandim. Seker kremaya cirpilmadan karistirilirsa krema kabarmiyor istenildigi gibi ve koyu renkli oluyor. (biraz krema ziyan ettim, oradan biliyorum.) Pastamizin ust kismini bu kremayla kapladim. Yanlara dokunmadim, boyle de olur, en azindan ben yaptim oldu. Cok kremali cok kalorili olmasin diye sivamadim :)
Cilekleri cok guzel kestigimi ve cok guzel bir sekilde pastanin ustune dizdigimi dusunup kendimle gurur duydum. Ayni aksam gezmeye gittigimiz ailenin 5 cocugu vardi ve pasta tabagini tertemiz bana geri verdiler :) Yiyecek birileri olsa boyle her zaman, ben de degisik seyler denesem ne guzel olur.
GELELIM NEDEN ORTADAN KAYBOLDUGUMA:
Aslinda evdeydim, yemek kursumuz bitti. Bana bir tembellik ve yorgunluk hasil oldu. Bol bol yattim , tembellik ettim. Blogumu ziyaret edenlere karsi once mahcup oldum, sonra mahcubiyetim katlandi. Ben karsilik veremiyorum diye. Niye bloguma yazmadigimi ve cok sinirli sayida blogu ziyaret edip herhangi bir reaksiyon vermememin baska bir nedeni daha var. Yazsam mi yazmasam mi diye dusunurken aklima Misssgibi - Zerrin geldi. O da bir gonderisinde, 'agzinda nasil da baklanin islanmayacagini' anlatmisti. Ben de onun hesap, soylemeyeyim derken galiba acik veriyorum :)
Bir balik kadar sessiz sessiz uzaktan bloglari takip etmeme ragmen beni merak eden, ziyaret eden, mesaj gonderen; mesaj gondermese de ' bu hatundan niye ses cikmiyor' diye merak eden herkese cok tesekkur ediyorum. Hepinizi opuyorum, hatta gidikliyorum :)
PDCSE - 21
Cilekli pastamla NIGAR'IN ev sahipligini yaptigi cay saati etkinligine katiliyorum. Onun bilgisayarina da saglik - afiyet diliyorum.
Monday, March 31, 2008
LADY FINGERS (Savoiardi) VE ZABAGLIONE

MALZEMELER:
* 5 yumurta
* 1 su bardagi un
* 2/3 su bardagi seker
* pudra sekeri
YAPILISI:
* Yumurtalarin aklari ve sarilari ayrilir
* Yumurta beyazlari cirpilmaya baslanir. Listedeki sekerden 2 yemek kasigi alinip yumurta beyazlarina eklenir. Cirpma islemi devam eder. Yumurta beyazlari kar gibi olmalidir.
* Kalan sekerlerle yumurta sarilari cirpilir.
* Sonmesine izin vermeyecek sekilde karistirarak yumurta beyazlarinin ucte biri yumurta sarisi seker karisimina yedirilir. Yine unun ucte biri ve tekrar yumurta aklarinin ucte biri seklinde eklemeye devam ederek, butun malzeme karistirilir.

* Karisim varsa bir krema torbasina yoksa herhangi bir torbaya doldurulur. Torbanin bir ucu kesilerek krema torbasi gibi kullanilabilir. Yagli kagidin uzerine parmak seklinde sıkılır. Uzerlerine pudra sekeri serpilir. 170-175 C derece firinda 10 dakika veya daha az bir surede biskuvilerimiz pismis olarak kullanima hazirdir.Biskuvilerin renginin hafifce donmesi de pistigine hukmetmek icin yeterlidir. Siz rengine dikkat ederek pisip pismedigine karar verebilirsiniz.
Bu biskuviler kendi basina pek cekici bir lezzete sahip degiller. Tiramisu ve bazi diger pastalarin yapiminda kullanilir. Aslen 'genoise kek'le ayni seymis. Sadece sekli farkli. Benim lady fingers biskuvilerim tam not aldi. Hatta Sef, kendininkilerden bile daha guzel yaptigimi itiraf etti. Nasil yaptiysam bilemiyorum, hepsini ayni boyda urettim. Pastacilar lady fingers biskuvileri pek yapmazlarmis. Cunku bu biskuvileri kolilerle satin almak cok daha ucuza mal oluyormus. Ama hem biskuvilerini kendi yapmak isteyenler icin hem de bu biskuvileri kolay bulamayanlar icin umarim kullanisli bir tarif olmustur.
Yalniz Sihirli Kepce - Feyza bu zarif ladynin parmaklarini pek kaba bulmus. Bunlar olsa olsa vezir parmagi olur, dolma gibi gorunuyor, o ne oyle demis :) Eh sagolsun ne diyeyim. Lady'yi biraz daha bakimli olmaya, o kaba ellerini hergun kremlerle , ozel sutlerle ovmaya davet ediyorum.

ZABAGLIONE
MALZEMELER:
* 3 yumurta sarisi
* 1/4 su bardagi seker
* 2 yemek kasigi su
* Vanilya tohumlari (cekirdegi)
YAPILISI:
* Benmari usulu bir pisirme yapilir bu sos icin. Yani tencereye su koyulur, orta ateste su isinirken, tencerenin uzerine suya degmeyecek sekilde ayri bir kap konulur.
* Ozellikle zabaglione yaparken suyun kaynamamasi lazim. Devamli surette yumurtalar cirpilir. Hacim neredeyse uc katina cikar.
* Aslinda termometre ile kontrol yapilir. Belli bir sicakligin ustune cikmamak lazim.Sicaklik limiti asacak olursa kabimizi kenara cekip karistirmaya devam ederiz.
Yalniz ben ulasilmasi gereken dereceyi hem hatirlayamadim hem de zaten termometre kullanimi ev mutfaklarinda pek yaygin olmadigi icin diger noktalara dikkat etmek yeterli.
* 2 yil once izledigim bir videodabu sos yapilip , bardakta sarap ve portakalla birlikte servis edilmisti. O zamanlar adinin zabaglione oldugunu bilmiyordum. Farkli bicimlerde degerlendirilebilir.
Saturday, March 29, 2008
MEYVELI TART

MALZEMELER :
* Tart hamuru. Ben cikolatali tartimda kullandigim hamurdan artani degerlendirdim. Yani hamur tarifi icin linki tiklayin lutfen.
* Krema icin
- 6 adet yumurta sarisi
- 1 su bardagi seker
- 5 silme yemek kasigi un
- 5 silme yemek kasigi nisasta
- 1 litre sut
- Vanilya
- 1 paket krem peynir. Ben philedelphia cilekli light krem peynir kullandim.
YAPILISI:
* Hamurumuzu daha onceki tarifte oldugu gibi ince aciyoruz, tart kalibina yayiyoruz. Bu hamur kirilgan bir hamur o yuzden dikkatli olmak lazim. Hamurun ortasina aluminyum ve onun ustune de pirinc , kurufasulye koyup pisiriyoruz.
* Bir taraftan da kremamizi hazirliyoruz. 6 yumurtanin sarilarini ayiriyoruz. Uzerine seker ve vanilya ekliyoruz. Cirpma teli ile cirpiyoruz. Seker ve yumurta sarilari iyice butunlessin.
* Yumurta sarilari ile seker hafifce kabardiktan sonra nisasta ve unu ekliyoruz.Bu asamada cirpma teli ile karistirarak yavasca sutu ekliyoruz. Butun malzemelerin topaklanmadan birbirine karismasini sagliyoruz.
* Orta atesli bir ocakta cirpma teli ile karistirarak kremamizi pisiriyoruz.
* Krema pistikten bir kac dakika sonra krem peynirimizi ekliyoruz.
* Kremamizi pisen tart hamurunun icine dolduruyoruz. Istedigimiz meyvelerle susluyoruz. Ben bogurtlen, kivi ve cilek kullandim
* Meyvelerin uzerini koruyucu olmasi acisindan marketlerde satilan tart jolesiyle fircaladim.
Tart jolesinin bir paketi bir tart icin cok fazla. Yarim ya da dortte bir olcu pisirilebilir. Ayrica fazla gelirse oda sicakliginda bir kac gun bekleyebiliyor, yeniden kullanmak icin isitilabilir. Kremamiz da bir tart icin fazla. Artan kremayi kaselerde puding olarak servis ettim.
Yalniz daha once sadece fotograflarda gordugum gibi bir tart yaptigim icin neredeyse aglayacaktim. O kadar begendim yaptigim tarti, kendimle o kadar gurur duydum ki. Aferim bana. Krema guzeldi, hamur olmasi gerektigi gibiydi. Hic bir seyi yakmadan da pisirdim. Ama bence boylesi bir tarti gosteren uzerindeki meyveler. Bolca kullanidiginda tart cok gosterisli oluyor, ayrica nedense yuksek meyveli olmasi daha da hosuma gitti. Yani bogurtlenler cok heybetli ve hos gorundu gozume. Tek kusurumuz fotograflar oldu, yagmur yagiyordu ve ben alelacele cektim fotograflari. Ve ancak iki tanesinin eh idare eder oldugunu gordum. Daha iyilerinde gorusmek uzere :)
Gelen davete aninda icabet ediyorum ve meyveli tartimla http://mucizembenibul.blogcu.com/'un ev sahipligini yaptigi PDCSE-20 ye katiliyorum. Kolay gelsin arkadasim
Friday, March 28, 2008
KIZARMIS KALAMAR HALKALARI

MALZEMELER:
* Yikanmis, kagit havluyla fazla suyu kurulanmis 120 gram kalamar
* Sut
* Un
* Yumurta
* Galeta unu
* Yarim bardak ev yapimi mayonez
* Tabasco sosu
* Taze limon suyu
YAPILISI:
* Kalamarlar fotografta goruldu gibi halka seklinde sogranir ve sutun icinde bekletilirler.
* Uc ayri kasede un, cirpilmis yumurta ve galeta unu hazirlanir.
* Kalamarlar once una sonra yumurtaya son olarak da galeta ununa bulanir.
* Kizgin yagda renkleri degisene kadar kizartilir.
* Uzerlerine limon suyu tabasco karisimi damlatilir.
* Mayonezle servis edilir.

Simdi sira ev yapimi mayonezi ve tabasco sosu anlatmaya geldi.Herseyden once kalamarlari citir citir yuvarladigimi ve cok begendigimi anlatmak istiyorum. Acaba kizartarak kalamarin olan biten besin degerini olduruyor muyuz? Bilemiyorum ama ozellikle aci sosla harikaydi. Mayonezsiz ama sadece aci tabasco sosuyla yedim. Aciyi sevmem ve yiyemem ama , aci oyle bir sey ki ishtahi aciyor, yedikce yemek istiyor insan.
Labels:
APERITIFLER,
DENIZ URUNLERI
MANGO SALATASI

MALZEMELER:
* 1 adet mango
* 2 adet shallots (nasil bir sogan oldugunu anlatmaya calismistim verdigim linkte)
* 1/2 jalapeno biberi ( cok aci bir biber)
* Kanola yagi
* Misket limonu suyu ( kucuk yesil limonlar -lime-)
* Balik sosu (berbat kokuyor)
* Taze kisnis
* Bir fiske seker
YAPILISI:
* Mangolar zar gibi dogranir. Cok ince kiyilmis shallot soganlari eklenir. Biber de mumkun oldugunca kucuk dogranir.
* Kalan butun malzeme karistirilir
* Kisnis goruntu olarak maydanoza benziyor. Bulamazsaniz maydanoz kullanabilirsiniz.
Gelelim benim fikrime. Bu salatayi yemedim. Okulda yaptik ama akibetini soylemeyeyim daha iyi. Balik sosu kullandik.O kadar feci bir sey ki. Tahmin edebileceginiz en kotu balik kokusunu kim salatasina eklemek ister ki. Gercekten kim bir sise balik kokusu alir ki?
Bu salata Tayland usulu boyle, adamlar balik sosunu bircok yemekite kullaniyorlar. Icerisinde deniz urunleri olan makarnada (noodles) bir parca tolere edebildik. Biraz yedik ama mango salatsinda ne isi var.
Bu okulda , orijinaline bagli kalarak yaptigimiz tarif ama ben denedigim, sevdigim ve evde tekrar yaptigim bir mango salatasindan soz edeyim. Yine ilk kez gecen yil mangonun tuzlu ve limonlu salatasini burada yemistim.Icerisinde cestili yesillikle , misket limonu suyu ve cok az olmak kaydiyla susam yagi vardi. Ayrica salataya susam kavurup karistirmislardi. Susami kavurup kokusu cikinca istediginiz salataya karistirabilirsiniz zaten.
Yani yukaridaki tariften balik sosunu cikarip yerine bir kac damla susam yagi ve kavrulmus susam eklersek , degisik hos bir salata olur. Kanola yagini da cikarip sadece bir kac damla susam yagiyla iktifa edersek bence guzel bir diyet salatasi da olur.
Not: Okulda yaptigimiz yemekleri alelacele fotograflamaya calisiyorum. Zaten yetenekli degilim ama kompozisyon yapamiyorum. Oyle sirin sirin yemek takimlarimiz, salata kaselerimiz yok. Evde de imkanlarimiz sinirli. O yuzden yakin fotograf cekeyim bari diyorum :) Boyle bir sonuc cikiyor ortaya
Labels:
SALATALAR
Tuesday, March 25, 2008
KAKAOLU SEKERPARE

Pazar gunu Sihirli Kepce'de 'kakaolu kurabiye' tarifi gordum. Canim bir istedi , bir istedi. Zaten benim canim herseyden istiyor. Yalniz ben kakaolu sekerpare yapmak istedim, yani benimki kurabiye degil, sekerpare.
O yuzden kendime icine kakao ekleyebilecegim bir sekerpare tarifi aradim. Buradaki tarif buldum. Fakat nereden tutsam olmuyor. Evde malzemem eksikti. En azindan yumurta yoktu, kremalardan arta kalan yumurta beyazi vardi. Linkini verdigim sekerpare tarifine sadece bir goz attim. Ama benim tarifim tamamen goz karari, eldeki ve evdeki imkanlarin verebildigi olcude oldu.
Kepcemin kurabiyeleri o kadar guzel gorunuyordu ki, malzeme yokluguna bakmadan yaptim bu sekerpareleri. Oldu mu, oldu. Cok guzel oldu. Eger sekerpare yapmak isterseniz linkini verdigim sekerpareyi ya da onun yarisini uygulayin.Tarif guzele benziyor. Kurabiye yapmak isterseniz da Kepcem'e yonlendiririm sizi.
Elimde suslemek icin toz fistik yoktu , renkli hindistan cevizleriyle susledim.Afiyet olsun
Labels:
HAMUR ISLERI,
TATLILAR
Monday, March 24, 2008
KREMALI BROKOLI CORBASI / YE #32

MALZEMELER:
* 3 bas brokoli
* 2 - 3 su bardagi sebze suyu
* 1 su bardagi %35 krema (agir krema)
* Tuz, karabiber
YAPILISI:
* Tencereye su koyun, kaynatin. Icerisine bir miktar tuz atin.
* Ciceklerini sapindan ayirdiginiz brokolileri kaynayan suya atin. 2-3 dakika ya da hafifce yumusayincaya kadar kaynayan suda tutun.
* Yeterince yumusayan brokolileri soguk su dolu bir kaba cikarin.Boylece yesil renklerini koruyabilirler.
* Brokoli ciceklerini rondodan gecirip iyice kiyin.
* Kiyilmis brokolileri tekrar tencereye alin, sebze suyunu ekleyin. Tuz ve biberini ayarlarin.
* 1 su bardagi kremayi ekleyin. Corba kaynamaya baslar baslamaz ocaktan alin. Servise hazirdir. Kasenin ortasina bir parca haslanmis brokoli koyarak servis edebilirsiniz, afiyet olsun.
Gelelim benim gorusume. Shefe farkettirmeden yarim su bardagi krema ve daha fazla sebze suyu kullandim. Yalniz corbam kaynama baslamis ve bende gec kalmisim diye, bana kizdi.Artik isi bitti bu corbanin, dedi :) Megersem fazla kaynarsa corbanin yesil rengi kaybolurmus , bizim de amacimiz, corbayi bu sekilde pisirerek yesil rengini korumakmis. Brokoliyle diyebilirim ki, okula basladiktan sonra baris ilan ettim. Ve ben bu corbayi cok severek ictim.
Sebzeli bir corbaya sebze suyu kullaniyoruz. Cunku, eger bir vejetaryen bu corbadan yemek isterse icinde et suyu olmasini arzu etmez.
Bu tarifimle LAMA'nin ev sahipligini yaptigi YE #32 etkinligine katiliyorum, eger gec kalmadiysam :)
Labels:
CORBALAR
FRAMBUAZ (AGACCILEGI) RECELI

MALZEMELER:
* 4 su bardagi frambuaz
* 3,5 - 4 su bardagi seker
* 2 adet elma (boz yesil elma kullandik)
* 1 limonun suyu
YAPILISI:
* Malzemeleri celik bir tencerede bir araya getirin, aluminyum kullanmayin cunku kullandigimiz urunler asidik . Aluminyumla etkilesip kimyasal reaksiyona girebilirler. Bizi ilgilendiren tarafi bu etkilesimden dogan kimyasallarin sagliksizligi.
* Elmalari tencereye almadan once olabilecek en minik sekilde dograyin. Ingilizcede 'pectin' , sozlukten 'bazi meyvelerdeki jelatinli madde' olarak buldugum hazir olarak da kullanilabilecek bir maddenin yerine kullaniyoruz elmayi.
* 20 - 30 dakika harli ateste zaman zaman karistirarak pisirin.
* Recelimiz pistikten sonra istedigini zaman kullanabilirsiniz ama 1 hafta sonra istenilen lezzete tam anlamiyla ulasacaktir.
* Recel icin kullanilacak meyve , cilek, bogurtlen, frambuaz vs ise donmus olanlar tercih edilebilir. Hatta daha avantajli oldugu soylenilebilir. Cunku markette ya da tarladan toplandiginda taze olarak musteriye sunulamayacak kadar olgun, yani aslinda yeterince olgun ama tezgahta beklemek icin zamani olmayan meyveler dondurulurmus daha cok. Ozellikle Amerikada yasayanlar icin IQF meyveleri recel icin tercih etmelerini oneririm.
IQF= Individually Quick Frozen - Tek tek hizlica dondurulmus anlaminda. Torbada dondurulmus halde olmalarina ragmen meyvelerin birbirine yapismadigini gorebilirsiniz. Kek suslemeleri icin de idealdir.

Bu okulda yaptigimiz recel, oyle tadi gelsin diye bir hafta bekleyemedik. Daha bir hafta dolmadan evde recel kalmamisti. Recele konulacak seker orani meyvenin eksiligine bagli olarak degisiyor, eger dondurulmus meyve kullaniyorsaniz dahga az seker yeterli olabilir . Cunku dedigim gibi dondurulmus meyve genellikle taze meyveden daha olgun. Elma recele jolemsi bir etki yapti. Bana gore bir elma yeter. Ben recelin biraz daha akicisini severim.
Annemin nasil recel yaptigini da anlatmaliyim, benim damak zevkime daha cok hitap ediyor. Ozellikle recelleri akici oldugu icin. Bir gece once meyvelerin agirligina esit miktarda sekerle tum meyveyi kapatir. Geceden sekerin icinde bekleyen meyve cok guzel su cikarir. Bu sekilde biraz yavas biraz hizli ateste recel 20 - 30 dakikada piser. Imkanlar nispetinde Adana veya Mersin'in gunesinde recelin uzerine bir tulbent kapatip gunesletir. Ki her zaman yapmaz, demek ki cok da onemli bir ayrinti degil. Seker miktari meyve miktariyla esit oldugunda yani seker yogun oldugunda recelin icerisinde bakteri ureyemeyeceginden recellerimizi oda isisinda tutabiliriz.
Afiyet olsun
PS: Simdi dusundum de ben neden frambuazi pisirmeden fotograflamadim. Sozlukte iki uc tane isim geciyor Ingilizcesi raspberry, Fransizcasi framboise , Turkcesi de frambuaz, ahududu, agaccilegi. Ne oldugu anlasilmaz mi acaba diye dusunuyorum. En kisa zamanda tazelerinin fotografini cekip bu gonderinin altina ekleyecegim.
Labels:
RECELLER
Saturday, March 22, 2008
HINDISTANCEVIZI SUTLU GANAJ TART

TART TABANI
MALZEMELER:
* 1 + 1/3 su bardagi un
* 1 tatli kasigi kakao
* 150 gram tereyagi
* 1 yumurta, hafifce cirpilmis
* 1 tatli kasigi seker
* 1 fiske tuz
* 2 - 2,5 tatlikasigi sut (gerekirse)
YAPILISI:
* Tereyagi kup kup kesilir. Un, seker , tuz ve kakao karistirma kabina alinir.
* Soguk tereyagi ile un birbirine iyice yedirilir. Parmaklarla un ve tereyagi ovusturularak bulgurumsu bir karisim elde edilir.
* Yani tereyagi ile unu birlestirecek sekilde yogurmuyoruz. Aksine karistirdigimiz kucuk parcalar halinde olmali elimizdeki karisim.
* Bu karisimi masaya dokuyoruz. Ortasina cirpilmis yumurtayi aliyoruz.
* El bilegine yakin olan kisimla yukaridan asagiya dogru hamuru yogurmaya yani birlestirmeye basliyoruz.
* Hamuru bir butun haline getirmek yani birlestirmek cok kisa surmeli. Tartin hamuru fazlaca yogurulmaz. Ancak elimizdeki bulgurumsu karisimi hamur haline getirecek kadar yoguruyoruz.
* Bu asamada cok kontrollu bir sekilde soguk sut ekliyoruz. Malzeme listesindeki sutun tamamini kullanmayabiliriz. Elimizdeki karisim hamur haline geldiginde sut eklemeyi birakiyoruz.
* Hamuru strec filme sarip buzdolabina koyuyoruz. Bir sure dinlenen hamuru buzdolabindan cikarip ince bir sekilde aciyoruz.
* Varsa tart kalibi ya da herhangi bir kek kalibina actigimiz hamuru yerlestiriyoruz.
* Hamurun ustune kalibi kapatacak kadar bir aluminyum folyo koyuyoruz. Onun da ustune agirlik yapmasi icin pirinc ya da fasulye gibi herhangi bir kuru gidayi koyup firinda hamurumuz pisene kadar tutuyoruz.
* Hamur pistikten sonra ortasindaki aluminyum folyoyu cikartiyoruz. Hamurun yeterince pismis olmasi lazim. Cunku ganasi doldurduktan sonra yeniden firina gitmeyecek.
HINDISTANCEVIZI SUTLU GANAS (DOLGU MALZEMESI)
MALZEMELER:
* 200 ml hindistancevizi sutu
* Ceyrek su bardagi seker
* 1 tatli kasigi toz zencefil
* 3 yaprak jelatin
* 150 gram % 75 cikolata
YAPILISI:
* Ilk uc malzemeyi tencereye alip kaynatiyoruz.
* Jelatinleri once soguk suda bekletip yumusatiyoruz. Suyunu sıkıp hindistan cevisi sutunun icine atiyoruz, erisin diye.
* Kucuk kucuk dogranmis cikolatayi da ekliyoruz hemen. Cikolata eridiginde ganasimiz kullanima hazirdir.
* Pisen tart hamurumuz sogudunda, oda sicakligina gelmis ganashla dolduruyoruz. Buzdolabinda bir gun boyunca bekletip, ertesi gun cikolata parcalariyla susleyip servis ediyoruz.Afiyet olsun

Bu tart da beni benden alan bir tatli. Ilk ganash denememi evde, pek kalitesiz bir cikolatayla yapmis ve zavalli kremami araya vermistim. Hic begenmemistim, nedir bu milletteki ganas meraki diye dusunmustum. Aslinda sorun cikolatadaymis. Sefin sirlarina yine geldik. Burada en onemli unsur kakao orani yuksek bir cikolata kullanmak.Sordum, madem sut ekliyoruz , neden kakao orani dusuk bir cikolata kullanmayalim ? Kakao orani dusuk bir cikolata kullansak da az sut eklesek olmaz mi dedim. Tabi neden olmasin ama kalite dusuyor, lezzet dusuyormus.Yani iyi ganash yapmak icin iyi kalite, yuksek kakao orani olan cikolata kullanmaliyiz. Iyi sonuca ulasmanin yolu bu.
Ganasha ben aslinda toz biber ekledim. Ayin sefi yarismasina katilmakti niyetim, uzerini de armutla susleyecektim ama gec kaldim. Cikolatayla aci biber bence gayet guzel bir lezzet. Yarismaya katilamasam da denemis oldum. Eve getirene kadar tartin yarisini yedim. Cikolata oyle bir sey ki, bir parca alinca gerisi geliyor.
Bu tarifimle sevgili Ozlem'in ev sahipligini yaptigi pasta etkinligine katiliyor, Ozlem'e de kolayliklar diliyorum.
EK: Hindistancevizi sutu Turkiye'de sanirim hindistancevizi yagi olarak geciyor. Ganaj yapilirken kullanilan kremanin yerini gayet guzel dolduruyor. Kremaya iyi bir alternatif hatta hindistancevizi yagini tercih edebilirim. Bu yagi (ya da sutu) daha once Tayland mutafingdan etli ve sebzeli bir yemek yaparken kullanmistik. Tarif oyle diye buyuk bir tencere yemege 2 kutu ( tek kutusu 400 ml) kullanmistik. Sonucta yemegin ustunde bir karis yag yuzuyordu. Binbir zahmetle bir parca etle patlican yakalayabilmistim, lezzetli olmasina lezzetli ama kararinda kullanildiginda. O yemeklerin hicbir fotografini cekmedim cunku fotografi cekilebilir yemekler cikmadi, yagdan bir sey gorunmuyordu.
Hindistancevizi yaginin kutusu acildiginda yuzeyde donmus bir kalip yag , yagi aralayabilirseniz alti da hindistancevizi sutu dolu.Fiyati da bir ucuz bir ucuz ki. En cok 1 dolara gordum ya da daha dusuk fiyatli. Ayni miktar krema, fiyat olarak 3 kati. Az once izledigim bir yemek videosunda tesadufen ayni urunden bahsediliyordu, Turkiye'de bulundugu da soyleniyordu. Denemeye deger.
Wednesday, March 19, 2008
SIYAH & BEYAZ SABLELER

MALZEMELER:
(Beyaz icin)
* 225 gram tuzsuz tereyagi
* 1 su bardagi + 2 yemek kasigi seker
* 2 + 1/4 su bardagi un
(Kakaolu icin)
* 225 gram tuzsuz reteyagi
* 1 su bardagi + 2 yemek kasigi seker
* 2 su bardagi un
* 2 yemek kasigi kakao
YAPILISI:
* Kakaolu ve beyaz sableleri ayri ayri hazirladik. Zaten hazirlanmis yeterince un konulmus bir hamura kakao eklemek hamuru olmasi gerektiginden sert yapar.
* Un ve sekeri karistirma kabina aliyoruz. Tereyagini kucuk kupler halinde kesip bu karisima ekliyoruz. Unu ve tereyagini iyice birbirine yediriyoruz.Yag iyice kaybolduktan sonra karisimi hamur haline getiriyoruz.
* Ayni tarifi kakaolu kismi yaparken de kullaniyoruz. Yalniz unu eksiltip yerini kakao ile tamamliyoruz.
* Kakakolu ve beyaz sableyle istedigimiz sekilleri yapip buzdolabinda bir sure dinlendiriyoruz. Genelde dikdortgenler prizmasi ya da rulo seklinde hazirlaniyor sable (biskuvi ya da kurabiye)'ler. Buzdolabinda sertlestiginde dilim dilim kesilip icine yagli kagit yerlestirilmis tepsilerde 165 C derece firinda, kurabiyelerin kenari hafifce renk alana kadar pisiriyoruz.
Sefimiz bize sablelerle dama tahtasi yapmamizi soyledi. Sonra da dilediginiz baska sekilleri yapabilirsiniz dedi. Dama tahtasi gordugunuz gibi farkli renkli silindirleri birlestirmekle oluyor. Diger rulo icinse, iki farkli rengi dikdortgen seklinde acip ust uste koydum ve rulo seklinde sardim. Buzdolabinda beklettikten sonra dilim dilim kestim. Sonra bloglara bakinca gordum ki, benim icadim olan rulo tipi de, sefimizin yapmamizi istedigi dama tahtasi da aslinda pek bir klasikmis. Ben de kendimi, kurabiye literaturune katki yaptim sanmistim :) Dama tahtasinin kareleri artirilabilir ya da azaltilabilir.
Kurabiyeler ve diger konularda cok guzel urunler ortaya cikaran Acemi sef - Esra'nin bloguna mutlaka bakin. Ben de bakip bakip ' alem ne guzel sanat eserleri veriyor' diyerek ibret aliyorum. :)
Kurabiyeleri ben alip geliyorum, cayi hazir etmeyi de Yemek guncesi - Yeliz'e birakiyorum. PDCSE - 19 icin de kolayliklar diliyorum.
Labels:
KURABIYELER
FIRINDA PATATES

Patatesi firinda pisirimek icin bu sekilde tepsiyi tuzla dolduruyoruz. Uzerinde catalla delikler actigimiz patatesleri bu tepside pisiriyoruz. Nedenini sordum. Bazen nedenini bilmedigimiz halde, usulu boyle oldugu icin, bu sekilde pisirirmisiz.

Bu da yaprak jelatin. Hani jelatini soyle boyle islemden gecirip sonra da kremaya ekliyoruz ya. Tanistirmak istedim kendilerini. Cunku ben jelatinle bir kac ay once tanistim. Hazir joleleri pisirip yemesini severim ama hic bu sekilde jelatin kullanma sansim olmamisti. Gerci toz jelatin gordum. Laf aramizda kolum yandiginda Ustam koluma toz jelatin serpmisti. Kesinlikle iyi niyetlerle yaptigini biliyorum ama sonradan enfeksiyon kapmistim. Onun amaci yanik yerin kabarmasini onlemekti. Velhasil gecti, gitti. Bir sure gururla saga sola gosterdim. Bakin nasil da alnimin teriyle calisiyorum , diye. :)
Gelelim bu jelatine. Jelatinin, bizim su ana kadar ki kullanim amacimiz kremayi sertlestirmek. Kremayla jelatini birlestirip, krem shanti bile yaptik. Bu jelatin aslinda sert, ancak soguk suya girdiginde yumusuyor. Kullanmadan once soguk suda bekletiyoruz. Jelatin soguk suda erimiyor, sadece yumusuyor, kullanima hazir hale geliyor. Daha sonra suyunu iyice bertaraf edip, sertlik vermesini istedigimiz krema veya dolgu malzemesinin icine karistiriyoruz. Bu noktada onemli olan, kremanin sicak olmasi. Krema sicak oldugunda jelatin icinde eriyor ve istenilen sertligi veriyor. Bir pastanin kremasi icin, 3-4 yaprak jelatin kullanilabilir.

Bu da 'et tokmagi'. Tavuk schnitsel yapmak icin, eti plastik filmin arasinda bu et dovecegiyle hafif hafif dovuyoruz.Bu fotografi hosuma gitti. "Tas Devri"nden bir enstruman kullaniyor gibiyiz :)

Bu da corbasini yaptigimi 'kremimi mantari' (cremini mushroom) Corba haline geldiginde fotografini cekemedim ama en azindan bu goruntusu kalmis elimde.

Kizimla oglumu nadiren ayni karede yakalayabiliyorum, ozellikle boyle guzel bir pozu. Inanir misiniz, kizim oglumdan daha akilli, daha cok soz dinliyor.
Labels:
DIGER
Monday, March 17, 2008
RATATUY VE KUSKUS / RATATOUILLE & COUSCOUS

RATAOUILLE
MALZEMELER :
* Sogan, sarmisak, sakiz kabagi, sari kabak (sakiz kabaginin sari renkli olani), yesil dolmalik biber, kirmizi dolmalik biber, patlican (biz asya patlicani kullandik)
* Domates salcasi
* Tatlandirmak icin kimyon, karabiber, reyhan ve rezene
* Zeytinyagi
YAPILISI:
* Soganlar ve sarmisak kucuk kucuk dogranir. 1-2 yemek kasigi yagin icinde kavrulur. Sirasiyla 1 cmlik kupler halinde dogradigimiz, biberler, kabak , patlican ve domates salcasi eklenir.
* Reyhan haric diger baharatlar eklenir. Sebzeler yumusayinca yemegimiz hazirdir. Ocaktan iner inmez dogranmis taze reyhanlar eklenir.
Sefin sirlari kosesine bir goz atalim. Taze reyhan ile kurutulmus reyhan arasinda fark varmis. Reyhan kurutuldugunda sahip oldugu bes ozellikten dordunu kaybedermis. Bu bes ozellik ne bilmiyorum. Kuru reyhan tatlimsi olurmus, o yuzden boyle bir yemekte kullanmiyoruz.Bugune kadar kuru reyhan kullandigimiz bir tarif de olmadi hatirladigim kadariyla. Sadece reyhan degil bir cok baharat kurutuldugunda ozelliklerini kaybedermis, o yuzden tercih edilen taze kekik, nane, cilantro, reyhan, keklikotu vb.
Dunyanin en guzel focaccia (bir cesit Italyan ekmegi/ pizzasi)'larini yapan Italyan ustam da butun bu saydigim baharatlari bahcesinde yetistirip taze taze kullandigini soylerdi. Baskaca sirrini vermezdi o ayri :)
Fransa'nin Provence yoresine ait olan bu yemegi eger zeytinyagi ile pisirmezseniz, o yorenin insanlari boyle bir hatadan memnun olmazlarmis, kalpleri kirilir, incinirlermis :) Ah elime Provence'dan biri gecse de, susam yagiyla yapsam ratatuyu :)
KUSKUS
Yapimi gayet basit. 1 bardak kuskusu yine ayni miktarda kaynayan su veya sebze suyu ile karistirip tencerenin kapagini kapatiyoruz. Mumkunse tencere, sicak tutulacak bir sekilde sarilir. 5 dakika sonra kuskusumuz hazir. Ince kiyilmis maydanoz eklenir, ratatuy gibi bir sebze yemegiyle ya da herhangi bir et yemegiyle servis edilir.
Afiyet olsun.
Labels:
SEBZE YEMEKLERI
Sunday, March 16, 2008
SEFTALI JOLELI SUTLAC

Evde kendi yaptigim tarifleri yazmak , okulda yaptigimiz yemekleri yazmaktan daha zor. Cunku genelde olcu kullanmiyorum. Az cok hepimiz sutlac yapmayi biliriz ama yeni baslayanlar icin olcu verebilmeyi arzu ederdim , ne yazik ki olcmedim.
Sefin sirlarina bir suredir deginmiyordum, sutlacin puf noktalarini kendimce vereyim. Bu da sef yamaginin sirlari olsun. Pirinci yeteri kadar suyla hasliyoruz. Suyun miktari pirinc haslandiginda ancak pirincin uzerini kapatacak kadar olsun ki sutlacta suyu degil sutu baskin hale getirelim. Pirinci ocaga aldigimizda bir fiske tuz atalim. Tuz pirinclerin kolayca acilmasini saglar. Anneannem bazen tuzu kacirirdi, sanki dunden kalan pilavla yapilmis gibi olurdu. :) Yine anneannemin bana soyledigi gibi pirinci karistirarak pisirmek lazim ki nisastasi ciksin. Pirinci neden karistirdigimizi rizotto yaptigimizda anladim. Amac o pilavda da nisastayi cikarmakti. Hatta klasik pilavda pirinc hic karistirilmaz ki nisastasi cikmasin tane tane dokulsun diye.
Amerika kitasinda olanlar icin , benim Turkiye'de kullandigim pirinc olan Italyan pirincisini oneririm. Her pirincle yapilmiyor cunku. Pirinc iyice yumusadiktan sonra sutunu dokup kaynatmaya devam ediyoruz. Sekeri ben kimi zaman sonradan kimi zaman da sutle birlikte ekliyorum. Sonradan eklendiginde pirincin sekerle karsilastiginda bir miktar dirilesecegini gozden kacirmamak lazim. En son olarak kivam baglamak icin az mikarda soguk suyun icerisinde nisastayi cozduruyoruz. Sutlaci karistirarak nisastali suyu ekliyoruz. Her zaman nisastali suyu kivam baglayici olarak kullaniyorum, cunku sadece pirinle katilasmis sutlac hosuma gitmiyor. Sutlacim pudingden biraz kivamlica yani gayet yumusak neredeyse akiskan oluyor. Sivi miktarini ona gore ayarliyorum. Sutlaci pisirip ocaktan aldigimda bir paket vanilya ekliyorum genelde ve harika oluyor. Yalniz bu sutlacin icine portakal ekstresi koydum deneme amacli, cok bir sey fark etmedi gerci.
Sutlacla ilgili bir de anim var. Ankara'da memurken bir kac arkadas ev tutmustuk ve annesiyle bir arkadasimiz ziyarete geldi. Benim her zamanki tatlim sutlac, o siralar deli gibi sutlac yapiyordum. Tesaduf ki arkadasin annesi de sutlac yapmis, getirmisler sagolsun. Herkes benim sutlaclari silip supurmustu, iki sutlac yanyana olmasaydi, sagolsun o teyzemizin sutlacini da yerdik belki :)
Sutlacin icine portakal ekstresi (sanirim portakal aromasi) karistirdim cunku aldigim jolenin portakalli oldugunu saniyordum. Megerse seftaliliymis, o yuzden bir de seftali kompostosu konservesi actim, kaselerin ortasina kucuk dilimler halinde seftaliyi koydum. Once sutlaclarin sogumasini bekledim tabiki. Joleyi paketin uzerinde yazildigi sekliyle hazirladim. Joleyi de sutlaclarin uzerine dokmeden en az yarim saat beklettim. Sutlaclarin uzerine joleyi doktukten sonra buzdolabina kaldirdim. Servis icin ertesi gunu beklemek en guzel sonucu verir, afiyet olsun.
Sutlu tatlilar diyet yapanlar icin tolere edilebilir tatlilar listesinde. Diyetisyenler her zaman, ' tatli yiyecekseniz en azindan sutlu..." diye baslayan cumleler kuruyorlar. Ayrica hatirladigim kadariyla sadece protein uzerine kurulu bir diyet oneren XX doktorun listesindeki tatli da bir joleydi. Ben de bu tatlimin Dilek - Yaren - Ayse ve Aynur tarafindan duzenlenen DIYET ETKINLIGIne uygun olacagini dusunuyorum. Bu etkinligi duzenleyen arkadaslarin hepsine tesekkurler.
Labels:
SUTLU TATLILAR
Thursday, March 13, 2008
HAVUCLU KEK / CARROT CAKE

MALZEMELER:
* 1+1/3 su bardagi (cup) un
* 1 su bardagi seker
* 1,5 tatli kasigi kabartma tozu
* 1 tatli kasigi kabartma tozu
* 1 tatli kasigi tarcin
* Yarim tatli kasigi karanfil
* Yarim tatli kasigi muskat
* Yarim tatli kasigi yeni bahar
* Yarim tatli kasigi tuz
* 2/3 su bardagi siviyag
* 3 yumurta
* 1,5 su bardagi rendelenmis havuc
* Yarim su bardagi rondodan gecirilmis ananas (genelde konserve olan tercih ediliyor)
YAPILISI:
* Son dort malzeme ayri bir kapta karistirilir. Kalan butun malzemeler ayri bir kapta karistirilir.
* Yumurtali sivi karisim unlu karisimla birlestirilir.
* Yaglanip unlanmis kek kalibina karisim dokulur.
* Onceden isitilmis 165 derece firinda pisirilir. Kurdan testiyle pisip pismedigi kontrol edilir
ICING
(KEKIN UZERINDEKI KREMA)
MALZEMELER:
* 240 gram krem peynir (philedelphia)
* 85 gram tereyagi
* 2 tatli kasigi vanilya ekstresi (sivi)
* 3 su bardagi pudra sekeri
YAPILISI:
* Krem peynir ve tereyaginin saatler oncesinden oda sicakliginda bekletiliyor olmasi lazim.
* Mikserle butun malzemeleri karistirip kremamizi elde ediyoruz.
Gelelim benim sahsi gorusume. Havuclu kek Amerika kitasinda boyle yapiliyor ama ben fazla baharatli buldum. Butun baharatlar yakissa da , yukarida, listede belirttigim miktarlarin yarisi bence daha ideal. En azindan bizim damak zevkimize daha uygun olur. Eger konserve anans bulma imkaniniz yoksa, ananassiz da yapabilirsiniz bu keki. Ama un miktarinda kucuk bir indirime gitmek gerekir. Cunku ananas kekin sivi kisminin bir parcasi. Sivida bir azaltma oluyorsa katilarda da bir azaltma olmali. Genel olarak kek icinglerine karsiyim. Cunku onlar birer kalori yumaklari. Kek kendi basina yeterince guzel ve kalorili. En azindan icinde besleyici ogeler var. Icinge ne gerek, yine bir ama diyerek bu icinge bayildigimi itiraf etmeliyim. Tadi o kadar guzeldi ki anlatamam. Denemeniz lazim. Cok ince bir kat olarak surulurse pek fazla bir extra kaloriden de soz edemeyiz.
Kekin sadece gordugunuz kucuk dilimini eve getirdim, gerisini bir arkadasa biraktim, eve daha fazla kalori tasimamak icin. Fazladan icingimiz vardi, onlari alip eve getirdim ki krema torbam ve farkli uclariyla calismak icin. Bir parca evde calisma yaptim ve sonra Allah bana akil fikir versin oturdum butun calismami yedim. O kadar cezbedici bir tadi var ki. Sanirim cikolata gibi mutluluk hormonunu ziplatan bir sey.
Son olarak icingin bir keke fazla oldugunu, yukarida verdigim miktarin yarisinin bir kek icin yeterli olabilecegini soylemek isterim. Bir de keke krema surerken tabanini uste alip ust kismini da taban yapiyoruz. Ust kisim duzgun gorunsun diye. Yine de benim kekime bakarsaniz alttaki bombeyi biraz traslasam iyi olurdu gibime geliyor. Afiyet olsun hepinize
Tuesday, March 11, 2008
ISMI MECHUL SOGAN / SHALLOT

Soganin da fotografi konulur mu demeyim. Ben yaparim, cunku seviyorum. Bu soganla aramizda gonul bagi var. Goruntusu, sekli semali, rengi, incecik yapraklari o kadar hosuma gidiyor ki. Aksama kadar bu sogani dogra deseler, seve seve yaparim :)
Daha once sos (vinaigrette) tarifi verirken soz etmistim bu sogandan. Sozlukten Turkcesini bulamadim. Daha dogrusu bulduklarima inanmadim. Yesil sogan diyor ki bu sogan mor. Arpacik sogani bilirim, o hic olmaz. Sogancik ifadesi var sozlukte, kendi kucuk ama ozellikleri buyuk bu sogan icin' sogancik' demeye gonlum razi olmuyor.
Annem bir zamanlar sogan dolmasi yapardi, dolma ici arttigi zaman oval soganlarin icini doldururdu, bu sogana cok benzediklerini dusunuyorum ama onlar biraz daha buyuk olurdu. Bir de bu soganda, sogan gibi bir tat var, otekisi yani Kanada'daki diger yaygin sogan, Ispanyol soganiymis, kocaman her biri neredeyse 400 gram, sogan demeye bin sahit ister. Velhasil bu sogan pahalica olmasa oteki sogani evime sokmam.
Dun gece babamiz geldi, elinde bir paket, 'soyle bakalim alidaaan, sana ne aldim ' diyerekten. Biraz tahmin edin, heyecan yapayim. Bir demet kirmizi gul, I-Ih. hadi kirmizi degil, beyaz gul olsun, I-Ih. Herhangi baska bir cicek, HAYIR. Cunku bana sadece bir kez cicek aldi, cicege alaka gostermemisim diye bir daha almadi. Cok da umursayamiyorum, dedigim gibi pek romantik bir cift degiliz :) Neyse evimizin babasi iki adet kangal sucuk almis gelmis. Nasil sevindik, nasil sevindik. Ne ovguler yagdirdim. Gece gece pisirmeye basladim. Babamiz aldi sucugu, Efe'ye gosterdi, sucuk iyice bir ballandi. Oyuncak alsak o kadar sevinmez herhalde.Efe bilgisayarda birseyler seyrediyordu, tam olarak sucugu algilayamadi, hemen koklatma yoluna gittik. Sanirim bizler Recep Ivedik ve ailesinin gercek hayattaki ornekleriyiz.
Yavrum hemen mutfaga kostu, sucugun icine yumurtalari o kiracak. Zaten bir haftadir her gun yumurtasini kendi kiriyor, cekirdekten yetisiyor. Garibim biraz tavadan elini yakti. Elini suya tuttum ama sucuk yemek adina tedavisini yarim birakti.
Bu anlattiklarimi garip buldugunuzu biliyorum, ortadirek edebiyati da yapmiyorum. Yabanci ulkede, et ve et urunlerini bulmak cok kolay degil. Araplarin yaptigi sucu almistik bir defa, icinde ya tarcin ya da yeni bahar vardi, beni neredeyse vejetaryen yapacakti. Bir tane Turk marketi var, o da uzak, ancak oraya gittigimiz zaman sucuk alabiliyoruz. Kolay kolay da gidemiyoruz. Evde dort etciliz, yani mutlulugumuzun resmini cizmem mumkun degil, bir kuple anlatabildim ancak.
Son olarak sucugun icindeki ic yaginin hic degilse bir kismindan kurtulabilmek icin. dogradigim sucuklari cok az suyla hasliyorum. Su cekilince bir de bakiyorum ki tavada yag, sucugun kendinden gelen yag, o yagi elimden geldigince suzduruyorum, yumurta kirmak icin ihtiyac olursa bir kac damla zeytinyagi dokuyorum.
Labels:
DIGER
Sunday, March 9, 2008
DAMA - SATRANC PASTA / CHECKER BOARD CAKE

Herkesin bir satranc pastasi oldu. Benim neden olmasin dedim. Aybike'nin sayfasinda bu kekin kalibini ve tarif gorebilirsiniz. Bilgisayarimizda sorun var, tamire gidene kadar boyle idare etmeye calisacagim. Ya hic acilmiyor ya da acildiktan 5 dakika sonra kapaniyor. Tarifimi yazmaya niyet ettim ama yazdiklarimi kaybedince vazgectim. Aybike'nin sayfasindaki tarif de cok guzel, sizi oraya yonlendiriyorum. Yalniz ben kekin kakakolu kismina eritilmis cikolata karistirdim.
Kekimin lezzetinden de goruntusunden de memnun kaldim. Ev sahipligini sevgili Aysegul'un yaptigi PDCSE - 18 ' de yer almasi dilegimle.
Not: Bilgisayari evimizin babasiyla birlikte yaptik. Fanin sogutmayi yapamadigini ve bilgisayarin isinip bu nedenle kapandigi kesfediverdim, 1 hafta sonra :) icini acip bir guzel temizledik. iki evden cikacak kir- pislik cikti icinden. Ama simdi calisiyor :)Gozum aydin
Wednesday, March 5, 2008
SEBZE TABAGI / VEGETABLE TRAY

Soguk bufenin vazgecilmezlerinden sebze tabagi ve 'dip'. Oncelikle sefimin cok begendigini soylemeliyim.
Karnibahar ve brokolilerin ciceklerini elle tutup kolayca isirilabilir sekilde kestim. Buyuklugu bir veya iki lokmada yenilebilecek kadar. Kirmizi ve yesil biberleri serit serit kestim. Bunun icin biberin basini ve sonunu kesip cikardim, baska bir salata icin kullanilabilir. Biber seritleri cok ince olmamali, dip sosu tasiyabilecek kadar kalin olmalilar. Havuclar bebek havuc, onlar zaten istenilen olculerde. Yesil soganlari da biberler gibi bir parmak boyunda seritler olarak kestim. Ben yemesem de burada cig mantar yiyorlar, o da tabakta yerini aldi. Son olarak kucuk turplari da koydum, ceri (cherry) domateslerle susledim.
Ortasinda dip sos var. Eldeki imkanlar neticesinde sadece mayonez ve taze reyhandan yaptim. Icine biraz tuz ve karabiber atarak tatlandirdim. Aslinda dip sos mayonez ve eksi krema karisimi oldugunda daha guzel oluyor. Cesitli biberler, kimyon, kisnis, karabiber ve tuz koyarak da cok guzel dip elde edilebilir. Dipin belli bir tarifi yok, istege bagli olarak icindeki tatlandiricilar degistirlebilir.
Labels:
APERITIFLER
Tuesday, March 4, 2008
MEYVE TABAKLARI / FRUIT TRAYS

Sefimiz tek tek hazirladigimiz tabaklar hakkinda elestirisini yapti. Bu tabaga SIFIR verdi, meyvelarin kabuklari uzerindeymis, kimin ananas kabuguyla isi olurmus. Hakli ben de begenmedim, goruntu de pek bir karisik ustelik. Yalniz bu fotografi cekerken ne yaptiysam uzumlerin uzerinde isiklar var, nasil yaptim acaba? Fotografcilik tarihine kara leke olarak gececek bir hata mi bilemiyorum ama ben begendim.

Bunu da begenmedi, ben de begenmedim. Meyvelerin boyutlari birbirinden farkliymis , ustelik gorunen iki cesit kavun olmasi muhtemel olcuden cok buyukmus. Yani yiyebilmeyi zorlastiracak kadar buyuk.

Bunu Vietnam'li kardes yapti. Ananaslara cicek sekli verdi, bir de meyveleri Cin Bufe (acik bufe)'lerindeki gibi kesmis. Ama Sefimiz begendi mi, tabi ki hayir. Meyvelerin boyu buyuk. Kurdan batirdiklarinda alabilecekleri sekilde olmali sanirim. Bir de uzumu salkim halinde koymus, oysa bir defada alinabilecek kadar kucuk kucuk kesilmis olmaliydi

Ortaya ananas yapraklari koyulmus, ustunde kimligi belirsiz meyveler guzel duruyor ama, bu tabagin her tarafi hata. Bir kere fazla doldurulmus ve fazla yaygin gorunuyor, yukari dogru yukselmis olmaliymis. Keza buyuk dogranmis ve kabuklu meyveler de var.

Bu da benimki. Yukaridaki saydigim, buyuk meyve ve kabuklu meyve hatasi bende de var. Cileklerin yapraklarini gosterip, hatta onlarin sacini ceker gibi yapip, 'bunlarin tabakta isi ne' dedi. Insanlar onlari ayiklamakla mi ugrasacaklarmis. Tabak duzeninden kendime ben zaten sifir veriyorum. Planim meyve sisleri yapmakti, 'ben Sefim, dogranmis ve tabakta guzelce yerlestirilmis istiyorum bunlari' deyince sef aceleyle bu kadar yaptim ama biraz ugrasmaya firsatim olsa daha iyilerini cikarabilirdim.
Meyveleri cesitli kurabiye kaliplariyla kesiyorlar. Dondurma kasigina benzer ama onun kucugu bir aletle kavun ver karpuzdan kucuk toplar yapiyorlar. Ananasin kaderi zaten cicek olmak. Bu sekilde kesilmis meyvelerle cok guzel sisler yapiliyor ve o sislerden mutesekkil vazolar, ayni kurabiye kovalari gibi, cok guzel ve zevkli gorunuyor.
Labels:
APERITIFLER
Sunday, March 2, 2008
VANILYALI PEYKEK / VANILLA CHEESECAKE

MALZEMELER:
* 675 gram krem peynir (philadelphia krem peynir en cok tercih edilen)
* 1 su bardagi seker
* 1 adet vanilya cekirdegi
* 3 yumurta
* Lady fingers biskuvisi (savoiardi - tiramisu icin kullaniliyor)
* Erimis tereyagi
YAPILISI:
* ilk uc malzemeyi mikserde iyice cirpiyoruz. Krem peynirin en az 3 saat once buzdolabindan cikarilmis olmasi lazim iyi sonuc alabilmek icin
* Mikser peyniri cirpmaya devam ederken tek tek yurmutalari ekliyoruz. Her bir yumurtayi ekledikten sonra iyi bir karisim saglayip digerini ekliyoruz.
* Biskuvileri mutfak robotunda irmik gibi olana kadar cekiyoruz.
* Erimis tereyagi ile biskuvileri karistiriyoruz. Biskuviler tereyagi ile karistiginda elimizde islagimsi, bulgur gibi gorunen bir karisim olmali. Tereyaginda asiriya kacmaya gerek yok.
* Biskuvi karisimini keki yapacagimiz kalibin tabanina bastirarak koyuyoruz. Elinizdeki herhangi bir aletle de bastirabilirsiniz ki her tarafi esit olsun. Firinda 10 dakika kadar kalibi tutuyoruz.
* Peynir karisimimizi , buskivi ile taban yaptigimiz kaliba dokuyoruz, 140 derece gibi dusuk bir isida uzun sure pisiriyoruz.40-50 dakikadan once firini kontrol etmeye gerek bile yok. Sonrasinda ise kalibi hafifce salliyoruz, eger kekimiz pismemisse ust kismindan sivi oldugu zaten anlasilir. Eger kalibi salladigimizda ust kismi sivi gorunmuyorsa kurdan testine gecebiliriz. Kurdani ortaya batirip, batirdigimiz yerde kucuk bir daire ciziyoruz, eger kurdanin uzerinde sivi varsa pisirmeye devam.
*Pistikten sonra sogutup buzdolabina kaldiriyoruz, ertesi gun servis etmek lazim. Buzdolabinda uzerinin catlamamasi icin gerekirse plastikla sarabilirsiniz.
*Uzerine cesitli meyvelerle sos yapilabilir. Afiyet olsun.
Kekimiz firindan ciktiktan sonra dus kirikligina ugradim. Bu benim ilk peykekim (cheesecake). Sefe sordum, bunun uzeri niye kizardi, renk degistirdi diye. Cunku pastanelerde gorduklerimin hepsi acik renkliydi. Bizim yaptigimiz vanilyali ornegin, pastanede bu kekin ustu beyaz gorunur. Megersem cheesekeklerin ust kisimlari traslanirmis, hem duzlestirmek icin hem de belki her taraf ayni renkte olsun diye, ust kismini keserlermis. Bunu duyunca sevindim , rahatladim.
Anlattigim gibi peykekleri ayni gun bozmuyoruz, iyice dinlenmelerini bekliyoruz. Keki yaptigimizin ertesi gunu okula gider gitmez dolaptan kekimi aldim, bir tadina bakmak lazim. Niyetim sadece buydu, geri kalanini paketleyip fotograflarini gun isiginda cekebilmek icin eve goturecektim. O kadar guzel olmustu ki, orasi burasi derken bir baktim kekin yarisini yemisim.Artik ne kaldiysa onu eve getirdim, babamiza bir parcacik verdim, cunku hala fotograf cekebilmek icin bir dilim lazim bana en azindan. Babamiz da o kadar begendi ki, iki defa kalan parcayi buzdolabindan cikarip, bana fotografi hemen cekmem icin israr etti. Kabul etmedim, 'nerden girdin bu blog isine, rahat bir yemek yedirmiyorsun' diye soylendi :)
Malzeme listesindeki sekerde biraz indirime gidebilirsiniz, hepimiz keki birazcik sekerli bulduk cunku.
Peykeke meyveli bir sos hazirlayacak kadar vaktim olmadi, cunku o son parcayi midemize indirmek icin sabirsizlandik. Ben de uzerine 'akcaagac surubu' , burada soylendigi sekliyle 'maple syrop' doktum. Fotografin arkasinda bugulu bugulu bakan o surubun sisesi. Akcagac surubu yapabilmek icin, agacin govdesine kamislar sapliyorlar, ve o kamislar da bir kovaya yoneltiliyor, agacin govdesinden cikan ozsu , kovalara doluyor . Bu siviyi hic seker koymadan cok uzun zaman kaynatiyorlar, neredeyse bal kadar tatli bir sivi elde ediliyor. Kanada'da akcaagac surubu cok yaygin olarak kullaniliyor, sadece kahvalti icin degil bir cok urunun icine de katiliyor. Hem sekersiz bir tatli hem naturel o yuzden cok tercih ediliyor , Kanada'nin simgelerinden biri. Turistler evlerine mutlaka cok sevimli siselere doldurulmus akcaagac suruplariyla donuyor.
Gelelim vanilya cekirdegine. Bu da dogal lezzet verici, bitkiyi hic bir islemden gecirmeden kullaniyoruz. Bu tohumlar keciboynuzuna benzetilebilir sekil olarak ama bunlar daha ince.Vanilya cekirdegini (ya da her nasil adlandiriliyorsa) uzunlamasina ortadan ikiye kesiyoruz. Bicakla icindeki ozutu siyiriyoruz. Vanilya gereken her tatlida kullanabiliriz. Yukaridaki fotografa dikkat ederseniz, icinde karabiber gibi gorunen siyah noktalar aslinda vanilya cekirdegi.
Bu tarifimle Belgin'in ev sahipligini yaptigi PDCSE-17'ye katilmak isterim. Kolay gelsin arkadasim.
Wednesday, February 27, 2008
BIFTEK / SEARED FLAT IRON STEAK

Okulda elimize sadece malzeme listesi veriliyor. Sefimiz nasil yapacagimiz anlatiyor ve biz de malzeme listesinin yanina not aliyoruz yapilisini. Gerci simdilerde sefimiz , nasil yapmamiz gerektigini pek soylemiyor, biz yaptiktan sonra elestiriyor.
En cok da bu tarifleri bloguma yazarken ogreniyorum. Daha dogrusu ogrenmeden gectigim konuyu fark edersem yeniden uzerinde duruyorum. Yukarida ve asagida gormus oldugunuz etin Turkce karsiligini bilmiyorum. Bu konuda sefim yardimci olamaz :) Bu parcasi her ne ise, bir hayvanda sadece bir tane olurmus. Bir de 'worcestershire' diye bir sos var, o konuyu da netlestireyim.
Yukaridaki fotograf benim hazirladigim tabak. Benim etim herzamanki gibi fazla pismis, yani takdir almadi.Asagidaki et ise orta pismis, yani burada cokca tercih edildigi haliyle arzi endam ediyorlar.
Tarifi , sefimle gorusup en kisa zamanda ekleyecegim. Tabaktaki salata 'pickled red onion salat( tursulastirilmis kirmizi sogan salatasi:))), ve karbonhidrat deposu 'tatli patates kekleri'.
SEARED FLAT IRON STEAK
MALZEMELER:
* Dananin bel bolgesinden biftek
* Et suyu
* Worcestershire sos
* Tuz, karabiber
* Sivi yag
YAPILISI:
* Biftekler tuz ve karabiberle tadlandirilir.
* Iyice isitilmis tavanin icine bir miktar siviyag alinir. Hemen ardindan bifteklerin her iki yuzu de guzelce kizartilir
* Etlerin uzerine , biftekleri tam olarak kapatmayacak kadar et suyu dokulur.
* Onceden isitilmis 175 derece firinda 3-5 dakika pisirilir.
* Servis ederken uzerine worcestershire sosu dokulur. Bu sosun tadi tatlimsi sirke gibi.
PICKLED RED ONION SALAD (Tursulastirilmis kirmizi sogan salatasi)
MALZEMELER:
* 2 adet mor sogan
* 3 dal yesil sogan
* 1 Turk kahvesi fincani elma sirkesi
* 3 tatli kasigi seker
* bir tutam dogranmis nane
* bir tutam dogranmis maydanoz
* 150 gram bebek ispanak ( bu ispanak sadece yaprak seklinde. Yikanmis, kurutulup paketlenmis ve kullanima hazir olarak marketlerde satiliyor)
YAPILISI:
* Minicik dogranmis mor sogan , sirke icinde 20 dakika bekletilir.
* Ispanak haric diger butun malzemeler kucuk kucuk dogranir.
* Once seker soganli sirkeli karisima eklenir. Sonra butun malzemelerle birlikte harmanlanir.
* Ispanagi dogramaya gerek yok, zaten yapraklari kucuk.
* Bu salata servis yapilmadan 5 dakika once hazirlaniyor. Ya da hazirlanir hazirlanmaz servis ediliyor , diyebiliriz. Aksi halde yesillikler tursu haline gelir.
Etin yaninda cok guzel bir yesil salata oldu. Seker sirkenin keskin tadini bastirmak icin kullaniliyor, sekerde bir miktar indirime gitmek mumkun olabilir ama hic kullanmazsak sirkenin tadi rahatsiz edici olabilir. Afiyet olsun.
TATLI PATATES KEKI
MALZEMELER:
* Yarim kilo tatli patates
* 2 yumurta
* 2 yemek kasigi un
* 2 yemek kasigi parmesan peyniri
YAPILISI:
* Tatli patatesin fotografini cekmeyi unuttum ama internetten bir fotografini buldum, burada Tatli patatesler soyulup rendelenir.
* Rendelenmis tatli patatesler, geri kalan butun malzemeyle karistirilir.
* El ile ya da herhangi bir kalipla sekil verilir. Tavada her iki yuzleri de kizartilir. Yagli kagit serilmis firin tepsisinin icinde, 175 derece firinda 3-5 dakika daha pisirilir.
Labels:
ET YEMEKLERI,
GARNITUR,
SALATALAR
Monday, February 25, 2008
CORN BREAD / MISIR EKMEGI

MALZEMELER:
* 2,5 su bardagi cornmeal (sozlukte iri taneli misir unu diyor, bana kalirsa misir irmigi)
* 1,5 su bardagi un
* 5 tatli kasigi kabartma tozu
* 4 yemek kasigi seker (yiyenler sekeri azalsa iyi olur diyor ama orijinal tarifte boyle)
* 1,5 tatli kasigi tuz
* 4 yumurta , cirpilmis
* 6-7 yemek kasigi kanola yagi (sivi yag)
* 2 su bardagi un.
not: 1 cup = 1 su bardagi seklinde kullaniyorum ve ona gore tarif veriyorum
YAPILISI:
* Son uc malzeme haric butun kuru malzemeler biribirine iyice karistirilir.
* Son uc malzeme ayri bir kapta karistirilir.
* Sivi ve kuru karisimlar birbirine karistirilir.
* Karisim icine yagli kagit konulmus loaf tin (neydi bunun Turkcesi)'e dokulur.
* Onceden isitilmis 165 derece firinda pisirilir. 30 dakikadan once kontrol etmeyin, kontrolu herhangi bir sisle yapabilirsiniz. Sisi ekmege batirdiktan sonra saga sola hafifce sallamak lazim, eger sis temiz cikarsa ekmegimiz pismistir, aksi halde pisirmeye devam, afiyet olsun.
Tadi sekeri azaltilmak kaydiyla Karadenizin misir ekmegine benziyor.
Labels:
EKMEKLER
Sunday, February 24, 2008
LAMB CHOPS /KUZU KOLU, IRAN PILAVI, KUSKONMAZ

KUZU KOLU
MALZEMELER:
* 4-5 parca kuzu kolu
* Un
* Zeytin yagi
* Et suyu
* 2 dis sarmisak
* 3-4 dal taze kekik
* 1 limonun kabugunun rendesi
* Bir avuc kalamata ve yesil zeytin, cekirdekleri cikartilmis
* Karabiber, tuz
YAPILISI:
* Celik tava bos olarak isitilir. Zeytinyagi eklenir eklenmez una bulanmis kuzu eti tavaya alinir (ya da tencere)
* Etlerin her iki yuzu de iyice kizartildiktan sonra ince dogranmis sarmisak, limon kabugu, tuz, karabiber ve kekik eklenir.
* Etleri kapatmayacak kadar et suyu eklenir.
* 150 derece onceden isitilmis firina tavamizi koyup ,etleri 8-10 dk pisiririz. Arzuya gore bu sure daha kisa ve daha uzun da olabilir.

PERSIAN RICE / IRAN PILAVI
MALZEMELER:
* Yarim kahve fincani zeytinyagi
* 1 ortaboy sogan, kucuk dogranmis
* 1 dal tarcin
* 3 tane karanfil
* 3 tane kakule
* 2 kuru kayisi, zar gibi dogranmis
* 2 yemek kasigi kuru uzum
* 1 su bardagi uzun pirinc
* 2 su bardagi sebze suyu
* 1/4 demet maydanoz
YAPILISI:
* Soganlar sote edilir, pirinc eklenir. O da kavurulur
* Tarcin, karanfil ve kakule eklenir, kavurma devam eder.
* Sebze suyu eklenip pilav kaynadiginda, tencerenin agzi kapatilip firina alinir
* Pistikten sonra uzum, kayisi ve maydanoz eklenir

KUSKONMAZ
* Kuskonmazlarin bir demet halinde tutulur ve saplarindan 1-2 cm kesilir ki boylari esit olsun diye.
* Kaynayan suya kuskonmazlar atilir. 1 dakika kaynayan suda tutulur ve soguk su dolu bir kaba cikartilir.
* Kuskonmazlar icin 1 dakika yeterlidir, cunku hem yenebilecek kivama gelmesini hem de gevrekligini kaybetmemesini istiyoruz.
Yukaridaki uc sunustan biri sefimize ait, sizce hangisi? Yarin da sucumu itiraf edecegim.
yarin:
Ortadaki fotograf sefimizin sunusunu gosteriyor olmaliydi, ama gosteremedi. O kadar hos bir tabakti ki bu. Daha once diger cocuklarin tabaklarini fotograflamistim, sefimiz de bir sunus yapmak istemis. Sefin sunusunu gorunce, oteki cocuklara ' Bu tabaktan sonra sansiniz kalmadi, boyle bir tabak varken, sizin fotograflarinizi yayinlayamayacagim, uzgunum ' dedim.
Sef, oncelikle kuskonmazlar uzerinde calisti.Onlari birbirinden esit uzaklikta duran cok guzel bir demet haline soktu, bu demeti de dik duracak sekilde tabagin bir kosesine yerlestirdi. Daha sonra pilavi daire seklindeki bir kaba iyice bastirarak doldurdu. Yuvarlak bir kalip halini alan pilavini bizimkilerin aksine dikine tabaga yerlestirdi. Arkasindan etleri yine dikine koydu, sanki kaya parcalari gibi, ve ayni paralel uzerine yerlestirmedi, hafif bir zigzag yapti. Tarifte yer alan zeytinleri de etin yanina koyup, etin suyundan bir miktar onlarin uzerine doktu.
Buraya kadar her sey guzel, tabagin fotograflarini cekmek icin sabirsizlaniyordum. Makineden anlamadigim icin, bazi ayarlarini degistirip her sekilde fotografini cektim. Cunku bir hali iyi olmasa oteki halde iyi olur diye dusundum. Ama ne yazik ki ya kuskonmazlar net cikmis, ya da tabagin kalani. Herseyi bir arada net cekememisim, uzuldum. Yarin bir daha, en azindan kuskonmazi ayni sekilde yapmasini rica edip bu sefer daha guzel fotograf cekebilecegim, insallah.
Labels:
ET YEMEKLERI,
GARNITUR,
PILAVLAR
Friday, February 22, 2008
M&M ve DAMLA CIKOLATALI KURABIYELER

MALZEMELER:
* 113 gr tereyagi, oda sicakliginda beklemis olacak
* 1 cay bardagi ( ya da iri Turk kahvesi fincani) esmer seker
* 1 cay bardagi seker
* 1 yumurta, hafifce cirpilmis
* 1 cay kasigi vanilya ozu (ekstresi)
* 1 su bardagi + 1 cay bardagi un
* 1 cay kasigi, tepeleme dolu, kabartma tozu
* 1 cay bardagi kirik badem
* 1 su bardagi damla cikolata
YAPILISI:
* Tereyagi ve sekerler mikserle krema kivamina gelinceye kadar cirpilir.
* Sirayla cirpilmis yumurta ve vanilya eklenir. Her eklemeden sonra mikserle tam bir karisim saglanana kadar cirpilir.
* Unun icine kabartma tozu elenir, bademler de karisima katilir.
* Un karisimi tahta kasik yardimiyla, tereyagi karisimina eklenir.
* Un ele yapisir kivamda olmali.Gerek gorurseniz kontrollu olarak bir miktar daha un ekleyebilirsiniz.
* Son olarak damla cikolatalar eklenir ve karistirilir. Butun hamura esit sekilde yayilmasi saglanir.
* Bu hamurdan 24 (24 rakami kitapta yazan, benim daha az kurabiyem oldu) kucuk kurabiye cikiyor. Hamur 24 esit parcaya bolunup, yagli kagit serilmis tepsiye dizilir, hafifca uzerlerine bastirilir.
* 175 derecede onceden isitilmis firinda 12 - 15 dk pisirilir.
* Kurabiye pistiginde yumusak olur, hemen tepsiden cikartilmaz, sogumaya birakilir. Pisirme suresinde , firindan cikardigimiz tepsinin isisiyla kurabiyelerin pismeye devam edecegini hesaplamaliyiz.
Kutuphaneden odunc aldigim LE CORDON BLEU -complete cook-'tan aslina uygun bir tarif denemek istedim. Gercekten butun asamalari aynen uyguladim. Fazladan biraz daha un ekledim, bir avuc kadar. Ben iki olcu yapmistim, bir de yumurtalarin buyuk - kucuk olmasi sanirim un miktarina etki ediyor. Asagidaki kurabiyeler ilk pisirdiklerim, uzerlerine bastirip yassiltmayi unutmusum. Burada firinlar bir antika. Alti ve ustu ayni anda calismiyor. Ben de sagolsun firinin alt kisminin fazla hararetli oldugunu bu kurabiyemle anlamis oldum. Alti birden pisince kurabiyeler yayilamadi.
Ustteki kurabiyeleri ki hamuru ayni hamur, yassiltmayi unutmadim. Bir de ortalarina M&M cikolatalardan ekledim, yani herhangi ici cikolatali renkli sekerler. Baktim herkesin Turkiyede bilinen sekliyle bonibonlu kurabiyeleri var, benim neden olmasin dedim. Aslinda yok bi farki. Daha cekici gorunuyor o kadar, lezzete bir katkisinin oldugunu dusunmuyorum.
Her iki sekilde de kurabiyelerim cok lezzetli oldu, bir an once bitseler de, yiyemesem diye eziyet cektim. Ama arka arkaya 5-6 tanesini meyve suyu esliginde yuvarladim. Hem de bunu bir kac defa yaptim :(
Internette binlerce damla cikolatali kurabiye tarifi var. Kabartma tozu yerine karbonat da kullanilabilir. Daha onceki tarifimde oldugu gibi , her ikisi bir arada da kullanilabilir. Onemli olan TEREYAGI + ESMER SEKER. Bu kurabiyelerde iyi sonuca ulasabilmek icin tereyagi ve esmer seker olmazsa olmaz.Onun haricinde, dilerseniz damla cikolata degil de parca cikolata kullanabilirsiniz, beyaz damla cikolata kullanabilirsiniz, badem yerine findik ya da ceviz kullanabilirsiniz vb.
Yukaridaki fotograf, gun isiginda cekebildigim ilk yemek fotografim. Su ana kadar herhangi bir kompozisyon yapma basarisi gosteremedim ama en azindan ustteki ve alttaki fotograf arasindaki farkin gun isigindan kaynaklandigini anlayabiliyorum.
Kurabiyeleri begenmenize sevindim, bu konuda hepinizle hemfikirim, cunku ben de begendim, mutlaka deneyin, ozellikle evdeki tavsanlar cok sevecektir.
Bu tarifimle PDCS etkinligi - 16 etkinligine katilmak isterim, ev sahibimiz http://papatya68.blogcu.com/ kendisine kolayliklar diliyorum
Labels:
KURABIYELER
Thursday, February 21, 2008
CROISSANT / PUFF PASTRY

Hamurumuz mumkun oldugunca dikdortgen sekilde acilir. Dikdortgenin sadece yarisina iyice yumusatilmis tereyagi koyulur, bir nevi tereyagi ile sivanir. Fakat kenarlarda 1'er cm bosluk birakilmali. Bos kalan tarafi tereyagi koydugumuz kismin uzerine kapatip kenarlari iyice yapistiriyoruz. Parmaklarimizla kenarlari iyice yapistirmaliyiz ki yagin disari cikma sansi olmasin

Tereyagi koyup yapistirdiktan sonra elimizdeki dikdortgenin iki ucu esit derecede birbirine yaklastirilarak ortada bulusturulur.

Hamurumuz bir onceki fotograftaki gibiyken, ortayi simetri cigzisi alip iki tarafi ust uste kapatiyoruz.

Yeniden bir dikdortgenimiz oldu

Bu dikdortgeni kendimize dogru ceviriyoruz, yani 90 derecelik bir aci yaptirmis olduk. Hamuru yeniden acip fotograf 2 den baslamak uzere yeniden ayni siralamayi takip ederek son fotograftaki sekle ulasiyoruz. Bu islemi en az iki kere yapiyoruz.

Bu da son asama. Son olarak hamuru 3'e katliyoruz. Strech filmle sarip buzdolabinda dinlenmeye aliyoruz.
Ben son asamayi fotograflamadigim icin LE CORDON BLEU - complete cook book-' tan cektim son fotografi.
Aslinda hamurum butun katlamalari, bu sekilde uce katlamayla da olabilir. Yani sadece ve sadece son fotograftaki gibi ve defalarca.
Hamurun icine yaydigimiz tereyaginin soguk ve yumusak olmasi lazim. Izledigim bazi videolarda, tereyagini merdaneyle dovuyorlardi, ama elin arasinda yumusatmak dogru olmaz. Cunku el isisi tereyagina gecer, tereyaginin soguk olmasi gerektigi icin, tereyagini elle yumusatamayiz. Biz mikserde yumusattik.
Bu teknik, kruvasan hamurunda da uygulaniyor, milfoy hamurunda da. Acemi sef Esra'nin yaptigi karakoy pogacalarini gorunce, uygulanan teknigi benzettim. Cunku, hamuru acip uce ya da dorde katlayip cevirip yeniden acmak esasina dayaniyor. Laf aramizda ben karakoy pogacasini da hic bilmem :)
Gelelim hamurlarin malzemelerini sirlamaya:
PUFF PASTRY ( sanirim Turkcesi milfoy, ki o da aslinda Fransizca)* 225 gr un
* 30 gr tereyagi
* 160 ml su
* Bir fiske tuz
*******
* 225 gr tereyagi (hamurun icine koyacagimiz tereyagi bu)
* 30 gr un (hamuru acmak icin un)
Bu milfoy hamurunun malzeme listesi, yapilisi yukarida anlattigim gibi.Simdi sirada kruvasan malzeme listesi var.
CROISSANTS (kruvasan hamuru)
* 525 ml sut (350 ml + 175 ml)
* 60 gr seker
* 15 gr maya
* 540 gr un
* 15 gr tuz
* 60 gr tereyagi
YAPILISI:
Sutun ucte biri ayrilir ve isitilir. Ilik - sicak arasi oldugunda maya , seker ve sut karistirilir, bir kenarda beklemeye alinir.
Kalan 375 ml sut, un tuz, tereyagi mikserde karistirilarak hamur haline getirilir.Strec filmle sarilip bir gun boyunca buzdolabinda beklemeye alinir.
* 480 gr tereyagi
* 30 gr un
1 gun sonra buzdolabinda bekleyen hamur alinir, icine tereyagi yukarida anlattigim teknikle koyulur. Butun